8. Sınıf İngilizce Ünite Kelimeleri

2022-2023 lgs ingilizce kelimeleri (8. sınıf ingilizce kelimeleri) theingilizce.com’da. İlgili ünitenin üstüne tıklayarak 8. sınıf İngilizce 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. ünite kelimeleri ve anlamlarını liste halinde görebilir, kelimelerin altındaki linke tıklayarak pdf halinde indirebilirsiniz.

lgs ingilizce kelimeleri

8. SINIF LGS İNGİLİZCE KELİMELERİ 2022-2023

8. Sınıf İngilizce 1. Ünite Kelimeleri Lgs İngilizce Kelimeleri

  • accept invitation: daveti kabul etmek
  • accept offer: öneriyi kabul etmek
  • adventurous: maceracı
  • aggressive: saldırgan, sinirli
  • all: tüm, bütün
  • alone: yalnız
  • am/as/are interested in… : …ye ilgi duymak
  • amusement park: lunapark
  • amusing: zevkli, eğlenceli
  • anything to eat: yiyecek herhangi bir şey
  • anything: herhangi bir şey, hiç bir şey
  • apologize: özür dilemek
  • argue: tartışmak
  • around: civarında, etrafında
  • arrogant: kibirli
  • ask: sormak, istemek
  • attach great importance: çok önem vermek
  • attend: katılmak, gitmek
  • attract: cezbetmek, çekmek
  • attractive: çekici
  • awesome: harika
  • back up: arka çıkmak, desteklemek
  • bad tempered: kötü huylu
  • beverage: meşrubat, içecek
  • bored: sıkılmış
  • bring orders: siparişleri getirmek
  • busy: meşgul
  • call: aramak, çağırmak
  • calm: sakin
  • caring: ilgili, yardımsever
  • celebrate: kutlamak
  • chat: sohbet etmek
  • chitchat: muhabbet etmek
  • close: yakın
  • come over: uğramak
  • concert: konser
  • contact: irtibata geçmek
  • count on: güvenmek
  • cultural: kültürel
  • customer: müşteri
  • date: tarih
  • deadline: son teslim tarihi
  • decide: karar vermek
  • depend on: güvenmek, bağlı olmak
  • dessert: tatlı
  • details about the event: etkinlikle ilgili detaylar
  • determined: kararlı
  • do the same things: aynı şeyleri yapmak
  • each other: birbirine, birbirini
  • enemy: düşman
  • event: etkinlik, olay
  • everything: her şey
  • exciting: heyecan verici
  • excuse: mazeret
  • exhibition: sergi
  • expect: beklemek, ummak
  • explain: açıklamak
  • fair: adil
  • fair: fuar
  • family tie: aile bağı
  • fashionable: modaya uygun, şık
  • fee: ücret
  • find interesting: ilginç bulmak
  • follow: takip etmek
  • forever: sonsuza kadar
  • forget: unutmak
  • full/stuffed: doymuş, tok
  • fun: eğlenceli
  • generous: cömert
  • get information: bilgi almak
  • get on well with… : … ile iyi geçinmek
  • give encouragement: cesaret vermek
  • give reason: sebep belirtmek
  • go on holiday: tatile gitmek
  • go on vacation: tatile gitmek
  • greeting: selamlama
  • grilled chicken: tavuk ızgara
  • have a good relationship: iyi ilişkisi olmak
  • have lots of things in common: ortak bir çok şeyi olmak
  • helpful: yardımsever
  • here: burada
  • hidden knowledge: gizli bilgi
  • honest: dürüst
  • have an exam: yazılı olmak
  • important: önemli
  • in times of trouble: zor zamanlarda
  • including transport: ulaşım dahil
  • inform: bilgilendirmek
  • invite: davet etmek
  • invitee: davetli
  • inviter: davet eden
  • involve in the same activity: aynı aktivitede yer almak
  • jealous: kıskanç
  • join event: etkinliğe katılmak
  • keep secret: sır tutmak
  • know: bilmek, tanımak
  • laid-back: rahat, gamsız
  • lentil soup: mercimek çorbası
  • letter: mektup
  • lie: yalan söylemek
  • local music band: yerel müzik grubu
  • location: yer
  • loyal: sadık
  • main course: ana yemek
  • main dish: ana yemek
  • make excuse: bahane (mazeret) belirtmek
  • make sculpture: heykel yapmak
  • mate/friend/buddy: arkadaş, dost
  • mean: adi, ahlaksız, cimri
  • mean: anlamına gelmek, kastetmek, demek isteme
  • meatball: köfte
  • meet: buluşmak, tanışmak, toplanmak
  • mind others: başkalarını önemsemek
  • miss opportunity: fırsatı kaçırmak
  • miss the chance: şansı kaçırmak
  • more information: daha fazla bilgi
  • miss: kaçırmak, özlemek
  • nothing: hiç bir şey
  • offer: öneride bulunmak
  • order: sipariş
  • organization: organizasyon, etkinlik
  • organizer: düzenleyen
  • other: diğer
  • parents: anne baba, ebeveyn
  • pasta: makarna
  • per person: kişi başı
  • pick …up: arabayla almak, toplamak
  • place: yer, mekan
  • play: oyun (tiyatro)
  • receiver: alıcı
  • refuse a friend’s request: bir arkadaşın isteğini reddetmek
  • refuse invitation: daveti reddetmek
  • relaxed: rahat
  • refuse offer: öneriyi reddetmek
  • relaxing: rahatlatıcı
  • request: istek
  • reunion: bir araya gelme
  • science fair: bilim fuarı
  • science fiction: bilim kurgu
  • self-centered: bencil
  • send: göndermek
  • sender: gönderen, gönderici
  • share secret: sır paylaşmak
  • sharing: paylaşım
  • similar interests: benzer ilgiler
  • slumber party: pijama partisi
  • smile: gülümsemek
  • sneaky: sinsi
  • something to drink: içecek bir şeyler
  • something: bir şeyler
  • soup: çorba
  • spend time: zaman harcamak
  • steak: et
  • street: cadde, sokak
  • stubborn: inatçı
  • support: desteklemek
  • supportive: destekleyici, yardımsever
  • tactful: ince düşünceli, nazik
  • take order: sipariş almak
  • take place: gerçekleşmek
  • talk about memory: hatıralarla ilgili konuşmak
  • tall: uzun
  • tell lie: yalan söylemek
  • tell the truth: doğru söylemek
  • text: mesaj yazmak
  • theatre: tiyatro
  • there: orada
  • thing: şey
  • thriller: gerilim filmi
  • ticket: bilet
  • together: birlikte
  • tonight: bu gece
  • traditional: geleneksel
  • trouble: sorun
  • trust: güvenmek
  • truthful: doğrucu, dürüst
  • understanding: anlayışlı
  • unreliable: güvenilmez
  • visit grandparents: büyük anne-babayı ziyaret etme
  • waiter: garson (bay)
  • waitress: garson (bayan)
  • with … : … ile
  • would like: istemek
  • wrong: yanlış

8. Sınıf İngilizce 1. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 2. Ünite Kelimeleri

  • argue: tartışmak
  • arrive: varmak, gitmek
  • attend: gitmek, katılmak
  • backpack: sırt çantası
  • band: müzik grubu
  • basic equipments: temel ekipmanlar
  • beauty: güzellik
  • behave fairly: eşit davranmak
  • behavior: davranış
  • boring: sıkıcı
  • burn campfire: kamp ateşi yakmak
  • buy: satın almak
  • call: çağırmak, demek, aramak
  • can’t stand: katlanamamak, dayanamamak
  • casual: günlük, rahat
  • cell phone: cep telefonu
  • chat online: online sohbet etmek
  • class: ders, sınıf
  • compass: pusula
  • countryside: kırsal bölge
  • cycling: bisiklet sürme
  • difficult: zor
  • dislike: sevmemek
  • do for fun: eğlence için yapmak
  • drive: sürmek, arabayla götürmek
  • educational: eğitici
  • elderly relatives: yaşlı akrabalar
  • enjoy nature: doğanın tadını çıkarmak
  • enjoy/love/like: sevmek, hoşlanmak
  • enough: yeterli
  • everybody: herkes
  • excellent: mükemmel
  • exciting: heyecan verici
  • exercise: egzersiz yapmak
  • expensive: pahalı
  • fair: fuar
  • fascinating: büyüleyici
  • feel: hissetmek
  • find: bulmak
  • fizzy drinks: asitli içecekler
  • folk music: halk müziği
  • follow rules: kurallara uymak
  • follow the news: haberleri takip etmek
  • fun: eğlenceli
  • gain rewards: ödül kazanmak
  • get dressed: giyinmek
  • get high grades: yüksek not olmak
  • give food: yiyecek vermek
  • give homework: ödev vermek
  • go on vacation: tatile gitmek
  • go trekking: doğa yürüyüşüne gitmek
  • greet: selamlamak
  • grow: büyümek, yetiştirmek
  • gym: spor salonu
  • hate: nefret etmek
  • have breakfast: kahvaltı yapmak
  • have dinner: akşam yemeği yemek
  • have enormous breakfast: büyük kahvaltı yapmak
  • have lunch: öğle yemeği yemek
  • health: sağlık
  • healthy: sağlıklı
  • hear: duymak
  • high school: lise, yüksek okul
  • history: tarih
  • huge: devasa
  • impressive: etkileyici
  • indoor activity: içeride yapılan aktiviteler
  • item: eşya
  • keep up with: ayak uydurmak, takip etmek
  • kind: tür
  • language center: dil merkezi
  • lazy: tembel
  • learn new things: yeni şeyler öğrenmek
  • learn: öğrenmek
  • lend: ödünç vermek
  • like: sevmek
  • look fit: zinde görünmek
  • love: sevmek
  • make campfire: kamp ateşi yakmak
  • make people laugh: insanları güldürmek
  • meet up: buluşmak, bir araya gelmek
  • miss: kaçırmak, özlemek
  • movie theatre: sinema
  • national: milli
  • nature: doğa
  • need to: gerekmek
  • newspaper: gazete
  • ordinary: sıradan
  • outdoor activity: dışarıda yapılan aktiviteler
  • pay attention: dikkat etmek
  • pay: ödemek
  • pick …up: (arabayla) almak
  • play: (tiyatro) oyunu
  • practice skating: paten çalışmak
  • prefer: tercih etmek
  • prepare: hazırlamak
  • pretty good: oldukça iyi
  • pretty: tatlı
  • primary school: ilkokul
  • protect cultural heritage: kültürel mirası korumak
  • rainbow: gök kuşağı
  • realistic: gerçekçi
  • recommend: önermek, tavsiye etmek
  • respectful: saygılı
  • ridiculous: gülünç, komik
  • riding bike: bisiklet sürme
  • rope: ip
  • save money: para biriktirmek
  • school subject: okul dersi
  • science fiction: bilim kurgu
  • sensitive: duyarlı, hassas
  • serious: ciddi
  • set goal: hedef belirlemek
  • shake hands: el sıkışmak
  • share duties: görevleri paylaşmak
  • shop in stores: mağazada alışveriş yapmak
  • skydiving: gökyüzü dalışı
  • snob: burnu havada, başkalarını küçük gören
  • snowboard: kayak
  • spend time: zaman geçirmek
  • store: mağaza
  • study: çalışmak, (okulda) okumak
  • surf on the internet: internette gezinmek
  • survey: araştırma, anket
  • take a bath: banyo yapmak
  • take a shower: duş almak
  • take a vacation: tatile çıkmak
  • take classes: ders almak
  • take good marks: iyi not almak
  • teenager: genç, ergen (13-19 yaş)
  • tell: anlatmak, söylemek
  • tent: çadır
  • terrific: müthiş
  • text: mesaj yazmak
  • think: düşünmek
  • together: birlikte
  • top: zirve, en çok
  • torch: el feneri
  • tradition: gelenek
  • traditional meal: geleneksel yemek
  • training: eğitim, antrenman
  • travel: seyahat
  • trendy: son moda
  • try: denemek, çabalamak
  • type: tür
  • typical day: sıradan gün
  • unbearable: katlanılmaz
  • usual: olağan
  • video sharing applications: video paylaşım uygulamaları
  • visit: gezmek, ziyaret etmek
  • voice: ses
  • wake up: uyanmak
  • wonderful: harika
  • write comments: yorum yazmak

8. Sınıf İngilizce 2. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 3. Ünite Kelimeleri

  • add: eklemek
  • bake: fırında pişirmek
  • baked: fırında pişmiş
  • baking powder: kabartma tozu
  • baking tray: fırın tepsisi
  • be crazy about: bayılmak, çok sevmek
  • beef broth: et suyu
  • beef: dana eti
  • bell pepper: dolmalık biber
  • bitter: acı
  • boil: kaynatmak, haşlamak
  • bowl: kase
  • breadcrumbs: ekmek kırıntısı
  • bunch: tutam, salkım, demet
  • butter: terayağı
  • cake pan: kek kalıbı
  • cake: pasta
  • can’t stand: katlanamamak, hiç sevmemek
  • cherry: kiraz
  • chicken: tavuk
  • chop: doğramak
  • chopped: doğranmış
  • cilantro: kişniş
  • combine: birleştirmek, karıştırmak
  • cook: pişirmek
  • cookies: kurabiye
  • corn starch: mısır unu
  • cover: kapatmak, üstünü örtmek
  • crack egg: yumurta kırmak
  • crush: ezmek, kırmak
  • cucumber: salatalık
  • cuisine: mutfak, mutfak kültürü
  • cummin: kimyon
  • cut into half: yarıya kesmek
  • cut into piece: dilimler halinde kesmek
  • delicious: lezzetli
  • dessert: tatlı
  • dice: küp şeklinde doğramak
  • diced: küp küp doğranmış
  • different: farklı
  • dish: yemek
  • dissolve: eritmek, çözdürmek
  • dough: hamur
  • drain: süzmek
  • dried seaweed: kurutulmuş deniz yosunu
  • each: her bir
  • easy to make: yapması kolay
  • enjoy: afiyet olsun, hoşlanmak
  • everywhere: her yerde
  • eye-catching: göz alıcı
  • fatty: yağlı
  • firmly: sıkıca
  • flour: un
  • forget: unutmak
  • fork: çatal
  • freeze: dondurmak
  • freezer: dondurucu
  • fry: kızartmak, yağda pişirmek
  • gain experience: deneyim kazanmak
  • garlic: sarımsak
  • ginger: zencefil
  • go well with: iyi gitmek
  • grater: rende
  • grill: ızgara yapmak
  • grilled: ızgarada pişmiş
  • guest: misafir
  • half: yarım
  • have sweet tooth: tatlıyı çok sevmek
  • have to: zorunda olmak
  • healthy: sağlıklı
  • heat: ısıtmak
  • homemade: ev yapımı
  • hour: saat
  • ingredient: malzeme
  • knead: yoğurmak
  • knife: bıçak
  • lengthwise: uzunlamasına
  • make a dish: yemek yapmak
  • marinate: terbiyelemek, marine etmek
  • mash: püre haline getirmek
  • mashed: püre haline getirilmiş
  • meal: yemek, öğün
  • meat: et
  • meatball: köfte
  • mince: kıyma
  • mix: karıştırmak
  • mixture: karışım
  • omelet: omlet
  • one cup of oil: bir fincan yağ
  • onion: soğan
  • other: diğer
  • oven: fırın, ocak
  • over a surface: düz bir yüzeye
  • own: sahip olmak
  • pan: tava
  • pasta: makarna
  • peel: soymak
  • pepper: biber
  • piece of cake: kek dilimi
  • place: yerleştirmek
  • plant: bitki
  • plastic wrap: streç film
  • plate: tabak
  • popcorn: patlamış mısır
  • possible: mümkün
  • pour: dökmek
  • powdered sugar: pudra şekeri
  • prefer: tercih etmek
  • preheated: önceden ısıtılmış
  • preparation: hazırlık
  • prepare: hazırlamak
  • press firmly: iyice sıkıştırmak, sıkıca bastırmak
  • process: yapılış
  • put: koymak
  • ready: hazır
  • recipe: yemek tarifi
  • refrigerator: buzdolabı
  • remember: hatırlamak
  • remove: kaldırmak, çıkarmak
  • rice: pilav, pirinç
  • rinse: durulamak, suyla yıkayıp temizlemek
  • roast: fırında kızartmak
  • roll: yuvarlamak, açmak
  • salt: tuz
  • salty: tuzlu
  • sauce: sos
  • saucepan: tencere
  • search for: araştırmak
  • season: baharatlamak
  • serve warm: sıcak servis etmek
  • serve with sauce: sosla servis etmek
  • serve: servis etmek
  • sesame oil: susam yağı
  • sheet: kağıt, yaprak
  • show: göstermek
  • slice into strip: diklemesine dilimlemek
  • slice: dilimlemek
  • sliced: dilimlenmiş
  • sour: ekşi
  • spicy: baharatlı
  • spoon: kaşık
  • spread: sürmek, yaymak
  • sprinkle: serpmek
  • squeeze lemon: limon sıkmak
  • steak: biftek, kalın dilim et
  • steam: buharda pişirmek
  • step of preparing: hazırlanma aşaması
  • step: adım, aşama
  • stir constantly: sürekli karıştırmak
  • stir: karıştırmak
  • strainer: süzgeç
  • strawberry: çilek
  • sweet: tatlı
  • tablespoon: yemek kaşığı
  • take part: yer almak
  • taste: tatmak
  • tasty: lezzetli
  • teaspoon: çay kaşığı
  • tender: gevrek, sert olmayan
  • tie: bağlamak
  • tip: ipucu
  • toss: çalkalamak, karıştırmak, fırlatmak
  • try: denemek
  • turn upside down: baş aşağı etmek, alt üst etmek
  • use: kullanmak
  • various colours: çeşitli renkler
  • various: çeşitli
  • vegetable oil: bitki yağı
  • walnut: ceviz
  • well known: ünlü, iyi bilinen
  • whisk: karıştırmak, çırpmak
  • whole: tüm

8. Sınıf İngilizce 3. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Kelimeleri

  • angry: kızgın
  • another: başka bir
  • answer the questions: soruları cevaplamak
  • application: uygulama
  • appointment: randevu
  • arrive: varmak
  • ask for a service: hizmet istemek
  • available: müsait, uygun
  • average call: ortalama arama
  • bad line: bozuk hat
  • be there: orada olmak
  • become more popular: daha popüler olmak
  • behave: davranmak
  • believe: inanmak
  • belonging: eşya, ait olma
  • best way: en iyi yol
  • bill: fatura
  • book a room: oda rezervasyonu yapmak
  • book flight ticket: uçak bileti almak
  • burglary: soygun
  • buy something online: internetten bir şeyler almak
  • call center: çağrı merkezi
  • call: aramak, çağırmak
  • calm down / keep calm: sakin olmak
  • change product: ürün değiştirmek
  • collect garbage: çöp toplamak
  • combine: birleştirmek
  • come first: birinci gelmek
  • come second: ikinci olmak
  • communication: iletişim
  • confirm: onaylamak
  • connect: bağlanmak
  • contact: irtibat kurmak
  • continue: devam etmek
  • conversation: sohbet
  • cool: havalı, harika
  • cost: mal olmak
  • customer service: müşteri hizmetleri
  • decide: karar vermek
  • development: gelişim
  • dial: telefon numarası tuşlamak
  • different: farklı
  • disabled children: engelli çocuklar
  • distant places: uzak yerler
  • donate clothes: kıyafet bağışlamak
  • each other: birbirine
  • ease of technology: teknoloji rahatlığı, kolaylığı
  • easy to carry: taşıması kolay
  • educative game: eğitici oyun
  • embarrassed: utanmış, çekingen
  • engage in: meşgul olmak, ilgilenmek
  • expensive: pahalı
  • face to face communication: yüz yüze iletişim
  • find way: yolu bulmak
  • foreign language: yabancı dil
  • generous: cömert
  • get angry with …: …’ya sinir olmak
  • get back: geri dönmek
  • get driving license: sürücü belgesi almak
  • get information about an issue: bir konu hakkında bilgi almak
  • get married: evlenmek
  • give medical care: tıbbi yardımda bulunmak
  • give tips: ipucu vermek
  • go on vacation: tatile gitmek
  • go on: devam etmek
  • graduate from university: üniversiteden mezun olmak
  • graduate: mezun olmak
  • guess: tahmin etmek
  • hang on: beklemek
  • hang up: telefonu kapatmak
  • harmful: zararlı
  • have an exam: sınav olmak
  • have an operation: ameliyat olmak
  • have camp by the lake: göl kenarında kamp yapma
  • hear: duymak
  • here: burada, buraya
  • hold on: beklemek
  • hope: ummak
  • improve foreign language: yabancı dili geliştirmek
  • interaction: etkileşim
  • interesting: ilginç
  • invent: icat etmek
  • invention: icat
  • keep in touch: irtibata geçmek
  • keep phone calls short: telefon konuşmalarını kısa tutmak
  • last: sürmek (zaman)
  • learn lyrics of songs: şarkı sözleri öğrenmek
  • leave a message: mesaj bırakmak
  • leave: ayrılmak, çıkmak, bırakmak
  • make a complaint: şikayet etmek
  • make phone call: telefon görüşmesi yapmak
  • make reservation: rezervasyon yapmak
  • make sense: anlam ifade etmek, anlamı olmak
  • meet: buluşmak
  • meeting: toplantı
  • messenger bird: haberci kuş
  • miss: kaçırmak, özlemek
  • old fashioned: modası geçmiş
  • online communication: internetten iletişim
  • order something to eat: yiyecek bir şeyler sipariş etmek
  • other: diğer
  • own: sahip olmak
  • participant: katılımcı
  • people in need: ihtiyaçlı insanlar
  • percent: yüzde
  • phone: telefon etmek
  • pick up: telefonu açmak
  • practice lesson: ders çalışmak
  • press nine for English: İngilizce için 9’u tuşlayın
  • previous generation: önceki nesil
  • probably: muhtemelen
  • process: süreç
  • pros and cons: avantajlar ve dezavantajlar
  • purpose: amaç
  • put through: (telefonu) bağlamak
  • raise awareness: farkındalığı arttırmak
  • range: mesafe, menzil
  • rank: sıraya koymak, derecelendirmek
  • reach: ulaşmak
  • real life experience: gerçek yaşam deneyimi
  • receive invitation: davet almak
  • refugee: mülteci
  • repeat: tekrar etmek
  • result: sonuç
  • return product: ürünü iade etmek
  • return ticket: gidiş-dönüş bileti
  • ring: çalmak
  • sad: üzgün
  • same age: aynı yaş
  • say: söylemek, demek
  • scared: korkmuş
  • security: güvenlik
  • share ideas and opinions: düşünce ve fikirleri paylaşmak
  • share opinion: fikir paylaşmak
  • single ticket: gidiş bileti
  • smart: akıllı
  • smoke signals: duman sinyali
  • social network: sosyal ağ
  • solve problem: problem çözmek
  • solve puzzle: yapboz yapmak
  • something: bir şeyler
  • speak louder: daha sesli konuşmak
  • stay: kalmak
  • stranger: yabancı
  • study: çalışma
  • study: çalışmak, (okulda) okumak
  • suppose: sanmak, zannetmek
  • surprised: şaşırmış
  • survey: araştırma, anket
  • survive: hayatta kalmak
  • take a memo/a note: not almak
  • take part: yer almak
  • take university exam: üniversite sınavına girmek
  • talk face to face: yüz yüze konuşmak
  • talk on the phone: telefonda konuşmak
  • technological development: teknolojik gelişim
  • tell: söylemek
  • text a message: mesaj yazmak
  • there: orada, oraya
  • think: düşünmek
  • tool: araç
  • try: denemek, (yapmaya) çalışmak, çabalamak
  • typically: tipik, genellikle
  • urgent: acil
  • use social network: sosyal ağ sitelerini kullanmak
  • useful: faydalı
  • wait for response: cevap beklemek
  • war: savaş
  • warn: uyarmak
  • weather: hava
  • work hard: sıkı çalışmak
  • worried: endişeli
  • write down: not almak
  • write letter: mektup yazmak

8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 5. Ünite Kelimeleri

  • account: hesap
  • addiction: bağımlılık
  • advice: tavsiye
  • agree: onaylamak, katılmak
  • aim: amaç
  • attach a file: dosya eklemek
  • attachment: ekteki dosya
  • avoid using dangerous sites: tehlikeli siteleri kullanmaktan kaçınmak
  • believe: inanmak
  • broken: bozuk
  • browse articles: makalelere göz atmak
  • browse internet: internette gezinmek
  • buy ticket: bilet almak
  • chat: sohbet etmek
  • check notifications: bildirimleri kontrol etmek
  • choose: seçmek
  • click button: tuşa tıklamak
  • click: tıklamak
  • comment: yorum
  • company: şirket
  • complain: şikayet etmek
  • complaints: şikayetler
  • confirm: onaylamak
  • connect: bağlanmak
  • connection sign: bağlantı işareti
  • connection: bağlantı
  • copyright issues: telif hakkı meseleleri
  • create: oluşturmak, yaratmak
  • delete: silmek
  • departure time: gidiş zamanı
  • desktop: masa üstü
  • develop: geliştirmek
  • device: alet, cihaz
  • disadvantage: dezavantaj
  • do online shopping: online alışveriş yapmak
  • do research: araştırma yapmak
  • download: indirmek
  • engaged in- : – ile uğraşmak, ile ilgili
  • enter settings: ayarlara girmek
  • enter: girmek
  • expect: ummak, beklemek
  • expert: uzman
  • expiry date: sona erme tarihi
  • explain: açıklamak
  • file: dosya
  • find local events: yerel etkinlikleri bulmak
  • find: bulmak
  • follow news: haberleri takip etmek
  • followers: takipçi
  • fond of: hoşlanmak
  • free offer: ücretsiz teklif
  • friend request: arkadaşlık isteği
  • get angry with … : …’ya sinir olmak, kızmak
  • graduate ceremony: mezuniyet töreni
  • habit: alışkanlık
  • happen: olmak, meydana gelmek
  • hope: ummak
  • impossible: imkansız
  • improve foreign language: yabancı dili geliştirmek
  • increase: artmak
  • individual: bireysel
  • influential: etkileyici, etkili
  • interesting: ilgi çekici
  • invite: davet etmek
  • keep in touch with friends: arkadaşlarla irtibata geçmek
  • live music: canlı müzik
  • log in/on: giriş yapmak
  • log out/off: çıkış yapmak
  • look for: aramak
  • make change: değişim yapmak
  • make comment: yorum yapmak
  • make friends from other countries: farklı ülkelerden arkadaş edinmek
  • make new friends: yeni arkadaşlık edinmek
  • make travel arrangement: seyahat ayarlamaları yapmak
  • mean: demek istemek, kastetmek, anlamına gelmek
  • necessary: gerekli
  • obey internet safety rules: internet güvenlik kurallarına uymak
  • one way ticket: tek yön bilet
  • opinion: fikir
  • outside: dışarısı
  • password: şifre
  • pay attention: dikkat etmek
  • pay bill: fatura ödemek
  • pay less: daha az ödemek
  • percent: yüzde
  • personal information: kişisel bilgi
  • possible: mümkün
  • post: postalamak, göndermek
  • practice English: İngilizce çalışmak
  • press button: tuşa basmak
  • price: fiyat, ücret
  • product discount: ürün indirimi
  • publish: yayımlamak
  • read online magazine: internetten dergi okumak
  • recognition: tanınırlık, teşhis
  • refundable: iade edilebilir
  • refuse: reddetmek
  • register: kayıt olmak
  • regulate yourself: kendini düzenlemek
  • reliable source: güvenilir kaynak
  • reply: cevaplamak
  • research: araştırmak
  • rights of others: başkalarının hakları
  • round trip: gidiş dönüş
  • school assignment: okul ödevi
  • screen: ekran
  • search engine: arama motoru
  • search for information: bilgi araştırmak
  • search for recipe: yemek tarifi araştırmak
  • seen: görünmek
  • send: göndermek
  • share content: içerik paylaşmak
  • share files: dosya paylaşmak
  • sign in: giriş yapmak, kayıt olmak
  • sign up: kayıt olmak
  • smart phone: akıllı telefon
  • social networking sites: sosyal ağ siteleri
  • spend too much time: çok vakit geçirmek
  • stand for: anlamına gelmek, simgelemek
  • stranger: yabancı
  • subscriber: abone
  • suggest: önermek
  • take place: yer almak
  • ticket price: bilet fiyatı
  • turn on: açmak
  • type: yazmak (klavyeyle)
  • unknown people: bilinmeyen kişiler
  • upload photo: fotoğraf yüklemek
  • upload: (karşıya) yüklemek
  • usage: kullanım
  • use search engine: arama motoru kullanmak
  • valuable information: değerli bilgi
  • visit useful website: faydalı sitelere girmek
  • web browser: internet tarayıcısı
  • widespread: yaygın
  • work properly: düzgün çalışmak
  • worldwide: dünya çapında

8. Sınıf İngilizce 5. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 6. Ünite Kelimeleri

  • accident: kaza
  • accomodation: konaklama
  • adrenaline seeker: adrenalin tutkunu
  • adventure: macera
  • adventurer: maceracı
  • adventurous: maceracı
  • aim: amaç
  • amazing: şaşırtıcı, hayret verici
  • ambitious: hırslı, istekli
  • amusing: zevkli, eğlenceli
  • archery: okçuluk
  • attack: saldırmak
  • attend: gitmek, katılmak
  • base jumping: paraşüt veya özel giysi ile yüksekten atlama
  • be interested in: ilgi duymak
  • become: olmak
  • best way: en iyi yol
  • better: daha iyi
  • boring: sıkıcı
  • bridge: köprü
  • building: bina
  • bungee jumping: yüksek bir yerden esnek bir halatla atlamak
  • canoeing: kano sporu
  • caving: mağaracılık
  • challenging: zorlu, zorlayıcı
  • cliff: uçurum, kayalık
  • climb mountain: dağa tırmanmak
  • complete: tamamlamak
  • cost: malolmak
  • country: ülke, kırsal alan
  • courage: cesaret
  • craziest: en çılgın
  • danger: tehlike
  • dangerous: tehlikeli
  • decide: karar vermek
  • describe: tanımlamak, tarif etmek
  • desert: çöl
  • destination: gidilecek yer, durak
  • develop: gelişmek, geliştirmek
  • different: farklı
  • disappointing: hayal kırıklığına uğratan
  • dream: hayal etmek
  • dream: hayal, rüya
  • drown: boğulmak
  • dry suit: su geçrmez kıyafet, dalgıç kıyafeti
  • each: her biri
  • easy: kolay
  • elbow pads: dirsek koruyucu
  • entertaining: eğlenceli
  • equipment: ekipman
  • exciting: heyecan verici
  • expect: beklemek, ummak
  • expensive: pahalı
  • experience: deneyim
  • experience: deneyimlemek
  • experienced: deneyimli
  • expert: uzman
  • explore: keşfetmek
  • extreme sports: aşırı sporlar
  • fall down: düşmek
  • fascinating: büyüleyici
  • feel the freedom: özgürlüğü hissetmek
  • flashlight: flaş, el feneri
  • fly in a hot air balloon: sıcak hava balonunda uçmak
  • fond of: sevmek
  • footwear: ayakkabı
  • forest: orman
  • free fall: serbest atlama
  • freedom: özgürlük
  • frightening: korkutucu
  • frozen: donmuş
  • gain: kazanmak
  • get frost bite: soğuktan donmak (bir uzuv)
  • get there: oraya varmak
  • gift: hediye
  • glacier: buzul, buz dağı
  • go rafting: raftinge gitmek
  • goal: amaç
  • grow up: büyümek, yetişmek
  • guess: tahmin etmek
  • hang gliding: yelken kanat ile uçma
  • hard: zor
  • healthy: sağlıklı
  • heli skiing: kayakçıların helikopterle dağ zirvesine bırakılması
  • helmet: kask
  • highlining: ip üzerinde yürüme
  • hill: tepe
  • historic places: tarihi yerler
  • history: tarih
  • ice climbing: buza tırmanma
  • ice screw: buz vidası
  • improve: geliştirmek
  • individual sports: bireysel sporlar
  • individual: bireysel
  • inexpensive: pahalı olmayan
  • inexperienced: deneyimsiz
  • instructor: eğitmen
  • interesting: ilgi çekici
  • interview: röportaj yapmak
  • join a tour: tura katılmak
  • jump off: yüksekten atlamak
  • kite surfing: uçurtma sörfü
  • knee pads: diz koruyucu
  • knife: bıçak
  • land: (karaya) ayak basmak
  • land: kara
  • last: en son
  • lifestyle: yaşam tarzı
  • magazine: dergi
  • magnificent: muhteşem
  • member: üye
  • motor racing: motor yarışları
  • mountainous road: dağlık yol
  • move on the rope: ip üzerinde hareket etmek
  • mysterious: gizemli
  • nature: doğa
  • need: ihtiyaç duymak
  • occupation: meslek, iş
  • ocean: okyanus
  • other: diğer
  • paddle: kürek
  • parachutist: paraşütçü
  • paragliding:yamaç paraşütü yapma
  • prefer: tercih etmek
  • present: hediye
  • protect: korumak
  • qualifications: nitelikler
  • rate of death: ölüm oranı
  • reach: ulaşmak
  • reason: sebep
  • repair: tamir etmek
  • result: sonuç
  • rock climbing: kaya tırmanışı
  • rope: ip, halat
  • safe landing: güvenli iniş
  • safe: güvenli
  • safety equipment: güvenlik ekipmanları
  • sailing: yelkencilik
  • scenery: manzara
  • scuba diving: tüplü dalış
  • set record: rekor kırmak
  • side: yan, taraf
  • skateboarding: kaykay yapma
  • skill: yetenek, beceri
  • skydiving: gökyüzü dalışı
  • special axe: özel balta
  • special: özel
  • spend: harcamak
  • structure: yapı, bina
  • successful: başarılı
  • support: desteklemek
  • survive: hayatta kalmak
  • take a photo: fotoğraf çekmek
  • take lesson: ders almak
  • take place: meydana gelmek, olmak
  • take risk: risk almak
  • team sports: takım sporları
  • temple: tapınak
  • the others: diğerleri
  • tournament: turnuva
  • tower: kule
  • traditional food: geleneksel yiyecek
  • transportation: ulaşım, taşıma
  • travel: seyahat etmek
  • trekking route: yürüyüş yolu
  • underwater hockey: su altı hokeyi
  • visit: ziyaret etmek, gezmek
  • walk in the space: uzayda yürümek
  • waterfall: şelale
  • wet suit: dalış kıyafeti
  • wind: rüzgar
  • windsurfing: rüzgâr sörfü
  • wing: kanat
  • wonderful view: harika manzara
  • wonderful: harika
  • worse: daha kötü
  • would rather: tercih etmek
  • wrist guards: bilek koruması

8. Sınıf İngilizce 6. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 7. Ünite Kelimeleri

  • abroad: yurtdışı
  • accomodation: konaklama
  • adventurous: maceracı
  • all inclusive: her şey dahil
  • amphitheatre: amfi tiyatro
  • ancient city: tarihi(antik) şehir,
  • ancient: eski
  • architecture: mimari, yapı
  • artificial waterway: yapay suyolu
  • artificial: yapay
  • attract visitor: ziyaretçi çekmek
  • attractive: çekici
  • autumn: sonbahar
  • average temperature: ortalama sıcaklık
  • beach: sahil, kumsal
  • bed and breakfast hotels: kahvaltı dâhil otel
  • believe: inanmak
  • beverage: içecek, meşrubat
  • black sea region: karadeniz bölgesi
  • border: sınır
  • boring: sıkıcı
  • bridge: köprü
  • budget: bütçe
  • build: inşa etmek
  • bull fighting: boğa güreşi
  • buy gift/souvenir: hediye satın almak
  • capital: başkent
  • cathedral: büyük kilise
  • century: yüzyıl
  • charming: büyüleyici
  • cheap: ucuz
  • choose: seçmek
  • city sightseeing: şehir gezisi
  • climate: iklim
  • comfortable: rahat
  • compare: karşılaştırmak
  • conquer: fethetmek
  • conquest: fetih
  • construction: inşa
  • contain: içermek
  • cooperation: işbirliği
  • countryside: kırsal bölge
  • cruise holiday: gemi tatili
  • cuisine: mutfak, yemek kültürü
  • cultural diversity: kültürel farklılık
  • date back: geçmişe dayanmak
  • delicious: lezzetli
  • determination: kararlılık
  • different: farklı
  • dish: yemek
  • east: doğu
  • emperor: imparator
  • end: sonlandırmak, bitmek
  • enormous: kocaman
  • equality: eşitlik
  • example: örnek
  • exotic: tuhaf, garip
  • expensive: pahalı
  • experience: deneyim
  • extreme sports: aşırı (uç) sporlar
  • famous: ünlü
  • fascinating: büyüleyici
  • folk dance: halk dansı
  • foreign food: yabancı yiyecekler
  • fun: eğlenceli
  • get lost: kaybolmak
  • gift: hediye
  • go abroad: yurt dışına gitmek
  • golden sand beach: altın kum sahili
  • great: harika
  • guide visitors: ziyaretçilere rehberlik etmek
  • handcrafts: el sanatı
  • highlands: dağlık bölge
  • historic sites: tarihi yerler
  • historical architecture: tarihi yapı
  • history: tarih
  • holiday: tatil
  • honesty: dürüstlük
  • hospitality: misafirperverlik
  • hour: saat
  • important: önemli
  • incredible: inanılmaz
  • interesting: ilgi çekici
  • invasion: istila
  • justice: adalet
  • landmark: kentin simgesi
  • learn: öğrenmek
  • leave: ayrılmak, çıkmak, bırakmak
  • located: yer almak
  • location: konum
  • magnificent: muhteşem
  • meal: öğün, yemek
  • meatball: köfte
  • mercifulness: merhametlilik
  • monument: anıt
  • mosque: cami
  • natural heritage: doğal miras
  • natural: doğal
  • nature: doğa
  • north: kuzey
  • offer: önermek, teklif etmek
  • opinion: fikir
  • other: diğer
  • palace: saray
  • pass: geçmek
  • patience: sabır
  • place to stay: kalacak yer
  • plateaus: platolar
  • population: nüfus
  • prefer: tercih etmek
  • price: ücret
  • prophet: peygamber
  • province: il, bölge
  • public: halka açık
  • reason: sebep
  • rediscover: yeniden keşfetmek
  • relaxing: rahatlatıcı
  • religious: dini, dinle ilgili
  • remarkable: dikkat çekici, göze çarpan
  • respect: saygı
  • rich tradition: zengin gelenek
  • river: ırmak
  • rock structure: taş yapı
  • rural: kırsal
  • same: aynı
  • scenery: manzara
  • search: araştırmak
  • seaside: deniz kenarı
  • season: mevsim
  • self confidence: özgüven
  • south: güney
  • souvenir: hediyelik eşya
  • special: özel
  • spectator: seyirci
  • spring: ilkbahar
  • square: meydan
  • state guest house: misafirhane, pansiyon
  • stay: kalmak
  • taste: tatmak
  • temple: tapınak
  • tomb: türbe, mezar
  • tourist attraction: turistik merkez, cazibe merkezi
  • tourist attraction: turizm merkezi
  • trade route: ticaret yolu
  • traditional: geleneksel
  • train station: tren istasyonu
  • transportation: ulaşım
  • trip: gezi
  • type: tür
  • understanding: anlayışlı
  • urban: şehir, şehirle ilgili
  • vacation: tatil
  • various: çeşitli
  • vary: değişmek, çeşitli olmak
  • village: köy
  • visit: gezmek
  • visitor: ziyaretçi
  • weather: hava
  • weigh: (kilo) gelmek
  • west: batı
  • worldwide: dünya çapında

8. Sınıf İngilizce 7. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 8. Ünite Kelimeleri

  • advise: tavsiye etmek
  • agree: katılmak
  • allow: izin vermek
  • alone: yalnız
  • annoyed: sinirli, kızgın
  • argue: tartişmak
  • arrive: varmak
  • ask: istemek, rica etmek, soru sormak
  • assignment: ödev, görev
  • be in charge of … : …dan sorumlu olmak
  • be responsible for … : …dan sorumlu olmak
  • bookcase: kitaplık
  • borrow book: kitap ödünç almak
  • boss: patron
  • brilliant idea: parlak fikir
  • bring: getirmek
  • can’t stand: katlanamamak
  • careful: dikkatli
  • catch: yakalamak
  • chat: sohbet etmek
  • chores / household chores: ev işleri
  • clean the floor: yerleri temizlemek
  • clean up the house: evi temizlemek
  • clear the table:sofrayı toplamak,masayı temizleme
  • close: yakın
  • continue: devam etmek
  • cook meals: yemek pişirmek
  • cooparate with people: insanlarla işbirliği yapmak
  • cooperate: işbirliği yapmak
  • couch: kanepe
  • daily chores: günlük işler
  • damage: zarar vermek
  • daughter: kız evlat
  • decide: karar vermek
  • decorate: süslemek
  • delicious: lezzetli
  • difficult: zor
  • dirty: kirli
  • disturb others: başkalarını rahatsız etmek
  • disturbing: rahatsız edici
  • do best: elinden gelenin en iyisini yapmak
  • do the grocery shopping: market alışverişi yapmak
  • do the ironing: ütü yapmak
  • do the laundry: çamaşır yıkamak
  • do the washing up: bulaşıkları yıkamak
  • do the washing: çamaşır yıkamak
  • do your best: elinden geleni yapmak
  • dry the dishes: bulaşıkları kurulamak
  • dust the furniture: mobilyaların tozunu almak
  • dust the shelves: rafların tozunu almak,
  • duty: görev
  • elder brother: abi
  • elder sister: abla
  • empty dishwasher: bulaşık makinesini boşaltmak
  • empty rubbish: çöpü boşaltmak
  • encourage: cesaret
  • entire: tüm, bütün
  • equal: eşit
  • excited: heyecanlı
  • excited: heyecanlı
  • fair: adil
  • family member: aile üyesi
  • feast: bayram
  • feed the pet: evcil hayvanı beslemek
  • feel: hissetmek
  • female: bayan
  • find: bulmak
  • fix furniture: mobilyaları tamir etmek
  • get angry: sinirlenmek
  • get too annoyed: kızmak, çok sinir olmak
  • give responsibility: sorumluluk vermek
  • gloom: hüzün, belirsizlik
  • guest: misafir
  • hang out clothes: çamaşırları asmak
  • hang out the washing: çamaşır asmak
  • happen: olmak
  • have a shower: duş almak
  • have to: zorunda olmak
  • help … with …: (birine bişeyde) yardımcı olmak
  • help parents: anne babaya yardımcı olmak
  • importance: önem
  • iron the clothes: kıyafetleri ütülemek
  • keep clean: temiz tutmak
  • keep diary: günlük tutmak
  • keep tidy: düzenli tutmak
  • kid: çocuk
  • know the responsibilities: sorumluluklarını bilmek
  • leave: ayrılmak, bırakmak, çıkmak
  • living room: oturma odası
  • load dishwasher: bulaşık makinesini doldurmak
  • make a fuss: yaygara koparmak, mesele çıkarmak
  • make bed: yatak yapmak
  • make desserts: tatlı yapmak
  • make life easier: hayatı kolaylaştırmak
  • male: erkek
  • messy: dağınık
  • mop the floor: yerleri paspaslamak
  • mow the lawn: çim biçmek
  • neat: düzenli
  • necessary: gerekli
  • need to: gerekmek
  • nervous: gergin
  • nursery school: anasınıfı, kreş
  • obey the rules: kurallara uymak
  • obligation: zorunluluk
  • offer: öneri
  • on time: zamanında
  • opinion: fikir
  • pay the bills: faturaları ödemek
  • pick up: arabayla almak
  • prepare: hazırlamak
  • prepeare breakfast: kahvaltı hazırlamak
  • put the rubbish out: çöp atmak
  • questionnaire: anket
  • raise hand before speaking: konuşmadan önce parmak kaldırmak
  • raise your hand: el (parmak) kaldırmak
  • respect: saygı duymak
  • respectful: saygılı
  • responsibility: sorumluluk
  • responsible: sorumlu
  • return book: kitabı geri götürmek,vermek
  • reward: ödüllendirmek
  • ring: çalmak (kapı, telefon vs.)
  • sacrifice feast: kurban bayramı
  • say: söylemek
  • separate: ayırmak
  • set the table: sofrayı kurmak, masayı hazırlamak
  • share housework: ev işlerini paylaşmak
  • share responsibility: sorumluluğu paylaşmak
  • sibling: kardeş
  • silent: sessiz
  • son: erkek evlat
  • state hospital: devlet hastanesi
  • suggestion: öneri
  • sweep the leaves: yaprakları süpürmek
  • sweet: tatlı
  • take … to … : (birini bir yere) götürmek
  • take care of the dog: köpeğe bakmak
  • take care of: bakımını üstlenmek
  • take out the garbage: çöp atmak
  • take out the rubbish: çöp atmak
  • take out the trash: çöp atmak
  • take the dog for a walk: köpeği yürüyüşe çıkarmak
  • take turn: nöbetleşe yapmak, sırayla yapmak
  • talk noisily: sesli konuşmak
  • task: iş, vazife
  • throw rubbish: çöp atmak
  • tidy up the room: odayı toparlamak
  • tidy up toys: oyuncakları toplamak
  • tidy: düzenli
  • tonight: bu akşam, bu gece
  • untidy: düzensiz
  • vacuum the carpet: halıyı süpürmek
  • vacuum the floor: yerleri süpürmek
  • want: istemek

8. Sınıf İngilizce 8. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 9. Ünite Kelimeleri

  • advantage: avantaj
  • air conditioner: klima
  • airbag: hava yastığı
  • amazing: şaşırtıcı
  • artificial eye: yapay göz
  • awake: uyanık, farkında
  • become: olmak
  • believe: inanmak
  • belong to: ait olmak
  • blind: görme engelli
  • brave: cesur
  • brilliant: muhteşem, parlak
  • build model: model inşa etmek
  • build: inşa etmek
  • but: fakat
  • called: denen, adında
  • cause: sebep
  • cell: hücre
  • change: değiştirmek
  • chemical substance: kimyasal madde
  • chemist: kimyacı
  • clever: zeki
  • compass: pusula
  • competition: yarışma
  • competitor: yarışmacı
  • conduct experiment: deney yapmak
  • contain: içermek
  • contribution: katkı
  • correct: doğru
  • cover: örtmek, kapatmak
  • create: oluşturmak, yaratmak
  • cure disease: hastalıkları tedavi etmek
  • dangerous conditions: tehlikeli şartlar
  • dangerous illness: zararlı hastalık
  • dangerous: tehlikeli
  • debate: tartışma
  • decide: karar vermek
  • design a tool: bir araç tasarlama
  • determination: kararlılık
  • develop: gelişmek, geliştirmek
  • development: gelişim
  • different: farklı
  • disabled: egeli, sakat
  • disadvantage: dezavantaj
  • discover planet: gezegen keşfetmek
  • discoverer: kaşif
  • discuss: tartışmak
  • dna repair: dna onarımı
  • do experiment: deney yapmak
  • do research: araştırma yapmak
  • durable: dayanıklı
  • during: esnasında, boyunca
  • encourage / support: cesaretlendirmek
  • engineer: mühendis
  • enter: girmek
  • equation: eşitlik
  • examine patient: hastaları muayene etmek
  • except: hariç
  • except: hariç
  • exhibition: sergi
  • experience: deneyim
  • experiment: deney
  • expert: uzman
  • explore: keşfetmek
  • explosion: patlama
  • famous for … : … ile ünlü
  • field: alan
  • find: bulmak
  • found: kurmak
  • genius: dahi
  • give lecture: seminer vermek
  • give: vermek
  • gravity: yer çekimi
  • grow up: büyümek, yetişmek
  • grow: büyümek, yetiştirmek
  • hear: duymak
  • however: ancak
  • human: insan
  • improve: geliştirmek
  • improve: geliştirmek
  • in addition: ek olarak
  • incredible advance: inanılmaz gelişim
  • individual: birey
  • inform: bilgilendirmek
  • invention: icat
  • inventor: mucit
  • item: madde, eşya
  • lab: labaratuar
  • law of gravity: yer çekimi kanunu
  • layer: katman
  • learn: öğrenmek
  • learn: öğrenmek
  • light bulb: ampül
  • like: gibi
  • luckily: neyse ki
  • manage: yönetmek, başarmak
  • medicine: ilaç, tıp
  • medieval: ortaçağ
  • melt: erimek
  • mold: kalıp
  • moreover: dahası
  • necessary: gerekli
  • operate: ameliyat etmek, çalıştırmak
  • other: diğer
  • patience: sabır
  • patient: hasta
  • patient: sabırlı
  • physical disability: fiziksel engel
  • physicist: fizikçi
  • prevent: önlemek
  • printing press: matbaa
  • prize: ödül
  • produce: üretmek
  • product: ürün
  • prototype: ilk örnek
  • provide: sağlamak, temin etmek
  • publish article: makale yayımlamak
  • reach: ulaşmak
  • really: gerçekten
  • refine uranium: uranyum arıtmak, saflaştırmak
  • register: kaydolmak
  • research: araştırmak
  • safer: daha güvenli
  • sample: örnek
  • science fiction: bilim kurgu
  • scientist: bilim adamı
  • self-confidence: öz güven
  • sight disabled: görme engelli
  • skill: yetenek
  • solar gravity: güneş çekimi
  • solar sytstem: güneş sistemi
  • solve engineering problem: mühendislik problemini çözmek
  • space travel: uzay yolculuğu
  • still: hala
  • strong: güçlü
  • structure: yapı
  • study medicine: tıp okumak
  • succeed: başarılı olmak
  • successful: başarılı
  • such as: gibi
  • sunlight: güneş ışığı
  • surface: yüzey
  • surgery: ameliyat
  • take …to : …’ya götürmek
  • take part: yer almak
  • take place of… : … ın yerine geçmek
  • test tube: deney tüpü
  • thanks to: sayesinde
  • time travel: zaman yolculuğu
  • tool / device: araç, cihaz
  • transfor: dönüştürmek
  • treat: tedavi etmek
  • try: denemek, yapmaya çalışmak
  • tyre: tekerlek
  • vaccination: aşı
  • view: gözlemlemek
  • washing machine: çamaşır makinesi
  • weapon / gun: silah

8. Sınıf İngilizce 9. Ünite Kelimeleri İNDİR


8. Sınıf İngilizce 10. Ünite Kelimeleri

  • affect: etkilemek
  • aftershock: artçı sarsıntı
  • air pollution: hava kirliliği
  • amazing: şaşırtıcı
  • amount: miktar
  • approximately: yaklaşık
  • at least: en azından
  • avalanche: çığ
  • be: olmak
  • begin: olmak
  • cause: sebep olmak
  • climate change: iklim değişikliği
  • compare: kıyaslamak
  • continent: kıta
  • damage: zarar vermek
  • decrease: azalmak
  • deforestation: ormanları yok etme
  • destruction: tahribat, yıkma
  • develop: geliştirmek
  • disappear: yok olmak
  • disaster: felaket
  • distance: uzaklık, mesafe
  • drought: kuraklık
  • each: her bir
  • earth: dünya
  • earthquake emergency kit: acil deprem çantası
  • earthquake: deprem
  • except: hariç
  • experience: deneyimlemek
  • explode: patlamak
  • explosion: patlama
  • extinct: nesli tükenmek
  • flood: sel
  • food: yiyecek
  • forest fire: orman yangını
  • glacier: buzul
  • global warming: küresel ısınma
  • happen: olmak, meydana gelmek
  • heat: ısı
  • high: yüksek
  • hurricane: kasırga
  • iceberg: buz dağı
  • increase: artmak
  • kill: öldürmek
  • land pollution: kara kirliliği
  • landslide: toprak koyması
  • large: büyük, geniş
  • less: daha az
  • magnitude of earthquake: deprem büyüklüğü
  • missing: kayıp
  • most of: çoğu
  • natural disaster: doğal afet
  • lightning: yıldırım, şimşek
  • nearly: yaklaşık
  • occur: meydana olmak, olmak
  • opinion: fikir
  • overpopulation: aşırı nüfus
  • per year: yılda
  • polar: kutup
  • pollute: kirletmek
  • precaution: önlem
  • prevent: önlemek
  • process: sureç
  • produce: üretmek
  • protect: korumak
  • rainbow: gökkuşağı
  • reason: sebep
  • recyclable product: geri dönüştürülebilir ürün
  • recycle: geri dönüştürmek
  • regular: düzenli
  • renewable: yenilenebilir
  • rescue team: kurtarma ekibi
  • result: sonuç
  • river: ırmak
  • same: aynı
  • save the earth: dünyayı korumak
  • soil: toprak
  • space: uzay, boşluk
  • suffer from: sıkıntısını çekmek, muzdarip olmak
  • survivor: hayatta kalan
  • take place: yer almak, olmak, meydana gelmek
  • temperature: sıcaklık
  • the least: en az
  • the most: en çok
  • tornado: hortum
  • toxic waste: zehirli atık
  • use less: daha az kullanmak
  • victim: kurban
  • volcanic eruption: volkanik patlama
  • volcano: volkan
  • waste: atık
  • water shortage: su kıtlığı
  • weigh: tartmak, belli bir ağırlıkta olmak
  • wildlife conservation: vahşi yaşamı koruma
  • worse:daha kötü

8. Sınıf İngilizce 10. Ünite Kelimeleri İNDİR


2021-2022 Eğitim Öğretim yılı güncel 8. sınıf ingilizce kelimeleri lgs ingilizce kelimeleri detaylıca bulabilirsiniz. Ayrıca 8.sınıf İngilizce ünite kelimeleri anlamları ve okunuşlarını görebilirsiniz. Buna ek olarak ünitelerle ilgili 8. sınıf İngilizce kelime oyunu, kelime sınavı, quizi, etkinlikleri, çalışma kağıdı ve kelime testi çözebilirsiniz. 8. sınıf ingilizce kelimeleri meb kitaplarıyla bire bir uyumludur.

Yorum yapın